Dünya Soya Pazarı’nda GDO’lu–GDO’suz Savaşları


420145-3-4-af654Son 15 yılda, 80 milyon Hektara ulaşan dünya transgenik (GDO’lu) soya üretimi, sıfırdan %80’lere gelirken, bu oran 2012 yılı itibarı ile Brezilya’da %88’e, ABD’de %92’lere ve Arjantinde %100’lere ulaşmıştır (grafik). Bu gelişmelerin GDO karşıtı tüketicilerin GDO’suz soyaya ve soya katkılı ürünlere erişimini zorlaştırdığı muhakkak. Asıl trajedi, üreticilerin klasik soya tohumuna erişiminde yaşanmaktadır. Çünkü GDO’suz ürün tohumculuğu çok sayıda sorunla boğuşmaktadırDoğal olarak bu olaylar başta Brezilya olmak üzere ABD ve Arjantin’de izlenmektedir. Aslında soya kendine döllenen bir bitki olarak yıllarca tohumluk olarak kullanılabilir. Fakat GDO’lu çeşitleri ekenler, ağırlıklı olarak yabancı ot ilacına dayanıklılık adına, tohumcu firmayla, elde ettikleri üründen tohumluk olarak yararlanmayacaklarına dair sözleşme imzaladıklarından, ürünlerini tohumluk olarak tekrar kullanamazlar. Peki, GDO’lu olmayan tohumları ekenler neden kendi tohumlarını ekmezler de tohumluğu satın alırlar? Tohum temizleme, ayıklama, ilaçlama, paketleme gibi işlemleri kendi tesislerinde yapamadıkları için. Şimdi GDO’suz tohumculuk yapan firmaların durumlarına bir göz atalım:
Firmalar GDO’ya odaklanmış daha büyük firmalarca satın alındıklarından sayıca azalmaktadırlar[1];
GDO’suz pazarının daralması çerçevesinde ıslahçı kuruluşlar yeteri sayıda yeni çeşit geliştirmemektedirler;
Karışımın önlenmesi için ekstra emek ve masraf.
Aslında GDO’suz üreticinin tohumu daha ucuza sağlaması ve ürüne verilen prim nedeniyle daha avantajlı olması beklenmektedir. 2006 yıllarında iki katagori ürün arasında fiyat farkı %10 GDO’suz lehine iken, bu oran genelde artan soya fiyatları ile birlikte son yıllarda %25’lere ulaşmıştır. Son günlerde dünya piyasalarında GDO’lu soya 400 £’larda iken GDO’suz soya fiyatları 500 £’ları bulmuştur. Halbuki 2006 yılı fiyatları 160 £ civarında idi. Peki, bütün bunlara rağmen neden pahalı transgenik tohumu tercih edilmektedir? Çünkü:
Stabil verim sağlama, hastalıklara ve kurağa dayanıklı çeşitlerin tarımına olanak vermektedir;
Brezilya’da 2003’lerde transgenik soya tarımı serbest değilken Arjantin’den kaçak olarak[2] tohum getiriliyordu, yani üretici transgenik çeşitlerin artılarının farkındaydı
Normal soya tarımında yabancı ot ilacı uygulamasında hem dar ve hem de geniş yapraklı yabancı otlarla mücadelede ayrı ayrı ilaçlama gerekmekte ve bu da maliyeti yükseltmektedir;
Bitkisel üretimde ekim öncesi toprak işlenerek özellikle yabancı ot savaşımı kolaylaştırılır. Fakat transgenik soya tarımında ön toprak hazırlığı yapılmadan doğrudan ekime geçilebilmekte ve bu aşamada bir haftalık zaman ve toprak hazırlığından doğacak masraftan tasarruf sağlanmaktadır. Çünkü yabancı ot ilacına dayanıklı soya çeşidi, bitki çıkışı sonrası, bir ilaçlama ile tüm yabancı otlardan kurtulabilmektedir. Toprak işlemeden tasarruf ve tek ilaçlamanın parasal avantajı üreticiyi bu kulvara yönlendirmektedir;
Her ne kadar her coğrafi bölgede olmasa da, yukarıda tanımlanan bir haftalık süre kazanımı, buğday veya arpa hasadından sonra ikinci ürün olarak soyanın ekilebilmesi üreticiye bir yılda iki ürün kaldırma fırsatı vermektedir.
Bütün bu gelişmeler soya pazarına yansımakta ve GDO’suz soya ithalatı yapan ülkeler adeta saf değiştirmek zorunda kalmaktadır. Doğal olarak iki katagori arasındaki fiyat farkı da artmaktadır. Bu durum bazı ülkelerde, örneğin İngiltere’de doğal olarak GDO’suz yem kullanmayı kabullenmiş beyaz et ve yumurta sektöründe sıkıntılara neden olmakta, bazı alternatif uygulamaları gündeme taşımaktadır.
Tohumculuk sektöründe de soruna çözüm aramak için bazı adımlar atılmaktadır. Nitekim Brezilya Tarımsal Araştırma Organizasyonu EMBRAPA[3] GDO’suz soya çeşitleri ıslah programı başlatmıştır. Yine Monsanto’nun benzer bir uygulaması (http://www.organicconsumers.org/articles/article_18111.cfm), yani GDO’suz soya çeşidi geliştirme projesi YEMEKLİK kulvarındadır. Tat, lezzet ve sağlıklı beslenmeye yönelik kalitetenin öne çıkarıldığı bu çalışmalar sonucu “SOVERA” serisi çeşitlerin kısa zamanda üreticiye ulaşacağı beklenmektedir.
GDO’sun tohum temini konusu yalnız soya üreticisi için geçerli değildir. ABD’de şeker pancarı üreticileri adeta şeker fabrikalarının kararlarına boyun eğmek zorunda kalmışlar ve yalnız transgenik tohum ekmek mecburiyetinde kalmışlardır. Mısır tohumculuğu da benzer gelişme gözlenmiş ve 2005 yılında 3226 olan GDO’suz çeşit sayısı 2010 yılında 1062’ye inerken transgenik hibrid sayısı %7 artmıştır.
Burada asıl sorunu organik üreticiler yaşamışlardır. Safiyetin sağlanamaması nedeniyle birçok organik üretici uğraşlarını noktalamıştır.
Nazimi Açıkgöz

Advertisements